Garanti BBVA'nın Lideri Akten, Dezenflasyon Süreci ve Sermaye Akımlarının Sürekliliğini Öngörüyor
Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, küresel belirsizlikler ve Türkiye'nin ekonomik stratejileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul
Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, 'Bankacılık Söyleşileri' çerçevesinde AA muhabirine verdiği röportajda, küresel ölçekte belirsizlik ve dalgalanmanın arttığını, böyle dönemlerde daha hızlı ve çevik karar alma gereğinin öne çıktığını ifade etti.
Küresel ticaret akışında belirsizlik yaratan ABD'nin tarife politikaları ve Trump yönetiminin ekonomik stratejileri gibi unsurların uluslararası büyüme ve enflasyon üzerinde risk faktörleri oluşturduğunu belirten Akten, jeopolitik risklerin yanı sıra savunma harcamalarının yükselmesi ve savaş risklerinin devam ettiğini vurguladı. Ancak bu kırılmaların yeni fırsat kapılarını da araladığını söyledi.
Türkiye'nin stratejik konumunun özellikle bu dönemde daha fazla önem kazandığını belirten Akten, Avrupa'nın artan altyapı ve savunma yatırımlarının Türkiye'yi önemli bir üretim ve tedarik merkezi haline getirebileceğini ifade etti.
Akten, mevcut küresel likidite ortamında gelişmekte olan ülkelerin yatırım ve sermaye akımlarından daha fazla yararlanabileceğini ve Türkiye'nin bu süreçte olumlu ayrışabileceğini dile getirdi.
Ekonomi politikalarının bu olumlu ayrışmaya katkı sağladığını belirten Akten, enflasyonla mücadelenin devam ettiğini ve daha öngörülebilir bir ekonomik zeminde faaliyet gösterildiğini söyledi. Faiz indirimlerinin sektörün marjlarını iyileştirdiğini, TL kredilerde reel büyümenin başladığını ekledi.
Riskler arasında kısa vadede aktif kalitesindeki olası bozulma ve faiz marjlarındaki iyileşmenin yavaşlaması bulunurken, fırsatlar açısından ise Türk bankacılık sektörünün potansiyelinin halen yüksek olduğunu vurguladı. AB ile karşılaştırıldığında finansal sistemin penetrasyonunun düşük olduğunu belirtti.
Merkez Bankası'nın Faiz İndirimi Stratejisi
Akten, 2026 yılı baz senaryolarının dezenflasyonun süreceği, ılımlı büyüme ve artan öngörülebilirlikle desteklenen sermaye akımlarını içerdiğini belirtti. Yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 25 olarak açıkladı ve Merkez Bankası'nın yıl boyunca kademeli faiz indirimlerine devam edebileceğini söyledi.
Politika faizinin yıl sonunda yüzde 30 seviyelerine gerileyebileceğini belirten Akten, bankacılık sektörünün ekonomideki değişimlere hızlı tepki veren bir alan olduğunu vurguladı.
2025 yılında TL kredilerde yıllık yüzde 42 büyüme görüldüğünü ve bu büyümenin temel itici gücünün bireysel krediler olduğunu kaydeden Akten, KOBİ TL kredilerinde de yüzde 45 büyüme yaşandığını aktardı.
Akten, 2026'da bankacılık göstergelerindeki dengelenmenin devamını beklediklerini ve para politikası ile makro ihtiyati tedbirlerin sektör üzerindeki etkisini sürdüreceğini söyledi.
Akten, hızlı talep ya da dolarizasyon eğilimlerini önlemek için regülasyonların önemli tamponlar olarak devam edeceğini öngörüyor ancak politika faizindeki düşüşün kredi faizlerine yansımasıyla talebin canlanabileceğini belirtti.
Kredi mevduat oranının TL için ılımlı bir artış göstermesini bekleyen Akten, kredi büyüme kısıtları nedeniyle bu artışın sınırlı kalabileceğini belirtti.
2026 için TL kredilerde yüzde 30 reel büyüme öngördüklerini ifade eden Akten, makro ihtiyati tedbirler ve parasal sıkılık düzeyinin politika faizinin ima ettiğinden yüksek seyrettiğini söyledi. TL mevduat maliyetinin politika faizinin 1-2 puan üzerinde kaldığını belirtti.
Akten, TL mevduat hedeflerindeki esneme imkanlarıyla kısa vadede yönetimin kolaylaşabileceğini fakat maliyet yönetimi ve hedeflerin sektör için önemli gündem maddeleri olmaya devam edeceğini vurguladı. Aktif kalitesi tarafında normalleşme eğiliminin sürdüğünü, sorunlu alacak oranının yüzde 2,8'e yükseldiğini ancak bu oranın uzun dönem ortalamasının altında kaldığını ifade etti.
Karlılık açısından yüksek fonlama maliyetlerinin net faiz marjlarını baskıladığını belirten Akten, beklenen faiz gerilemesinin sektörün net faiz marjını ve sermaye getirilerini olumlu etkileyeceğini söyledi.
Küresel Belirsizlikler ve Sermaye Akımları
Garanti BBVA Genel Müdürü, küresel belirsizliklerin gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarında dalgalanma yarattığını ifade etti. Ticaret savaşları ve Fed politikalarındaki belirsizliklerin sürdüğünü vurgulayan Akten, Japonya'daki genişlemeci mali politikaların da risk unsuru olduğunu belirtti.
Özellikle Türkiye'nin bulunduğu bölgede İran-ABD gerginliği gibi jeopolitik risklerin sermaye akımlarını etkilediğini dile getiren Akten, ABD politikalarındaki belirsizliklerin doların güvenli liman algısını zayıflattığını söyledi.
Fed'in faiz indirim beklentilerinin kısa vadeli faiz beklentilerini düşürdüğünü belirten Akten, küresel ekonomik aktivitenin dirençli seyrinin ve finansal koşulların destekleyici kalmasının sermaye akımlarını devam ettirebileceğini ifade etti.
Türkiye'deki enflasyonla mücadele politikalarının kırılganlıkları azalttığını ve kazanımları güçlendirdiğini belirten Akten, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının olumlu değerlendirmeleri ve ülke risk priminin düşüşünün ekonomiye olan güveni gösterdiğini söyledi.
Merkez Bankası'nın sıkı duruşunu koruyacağını ve mali disiplinin süreceğini öngören Akten, ABD tahvil faizlerine göre destekleyici faiz farkı ve dezenflasyon politikalarının Türkiye'nin sermaye akımlarını çekmede avantaj sağlayabileceğini ifade etti.
Sermaye Benzeri Tahvil İhraçları
Mahmut Akten, bankanın Eurobond ve sürdürülebilir tahvil ihraçlarına yönelik planlarını açıkladı. Sürdürülebilir finansmanın bankacılık sektöründe artan önemine dikkat çeken Akten, bu ürünlerin iş modelinin yapısal bir parçası olduğunu belirtti.
Garanti BBVA olarak son iki yılda 2,45 milyar dolarlık sermaye benzeri tahvil ihraç ederek bu alanda öncü konumda olduklarını ifade eden Akten, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye hakkındaki olumlu raporlarıyla yabancı yatırımcıların Türk bankalarına temkinli iyimserlik içinde yaklaştıklarını belirtti.
Akten, ılımlı büyüme ve dezenflasyon sürecinin bankacılık sektörüne önemli fayda sağlayabileceğini ve faiz indirim döngüsünün mevduat maliyetlerindeki fiyatlamayı hızlandıracağını söyledi.
Net faiz marjlarında kademeli iyileşme potansiyelinin yabancı yatırımcıların dikkatini çektiğini belirten Akten, kredi derecelendirme kuruluşlarının son değerlendirmelerinin ekonomi politikaları, rezervlerdeki toparlanma ve finansal istikrarı olumlu bulduğunu aktardı.
Akten, dezenflasyon süreci ve politika faizindeki düşüşün 2026'da reel anlamda pozitif getiri sağlayabileceğini ifade etti. Ancak toparlanmanın hızlı ve doğrusal olmayacağını belirterek, makro ihtiyati düzenlemelerin ve kredi büyümesi kompozisyonunun yakından izlenmesi gerektiğini belirtti.
Garanti BBVA'nın sürdürülebilir finansmanı iş modelinin yapısal parçası olarak gördüğünü belirten Akten, 2025'te 400 milyar TL'lik taahhüdü aştıklarını ve Ocak 2026 itibarıyla sağlanan finansmanın 1 trilyon liraya ulaştığını açıkladı. 2029'a kadar 3,5 trilyon lira sürdürülebilir finansman sağlama hedefleri olduğunu belirtti.
Dijital müşteri sayısının 18 milyonu aştığını ve mobil şube ziyaretlerinin 5,5 milyara ulaştığını ifade eden Akten, yapay zekayı verimlilik aracı olarak değil, müşteri ilişkilerini dönüştüren stratejik bir yetkinlik olarak gördüklerini vurguladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!