Göz Tansiyonunun Sessiz Tehdidi: Glokom
Glokom, sessiz ilerleyen bir göz hastalığıdır ve erken teşhis edilmezse kalıcı görme kaybına neden olabilir. Düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam önemlidir.
Göz tansiyonu olarak bilinen glokom, belirti göstermeden ilerleyerek görme kaybına neden olabilir. Bu konuya dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, düzenli göz muayenesinin, ilaç tedavisine uyumun ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının görmeyi korumada en etkili önlemler olduğunu vurguladı. Özellikle 40 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirtti.
VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu.
Glokomun, göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına sebep olabilen bir durum olduğunun altını çizen Op. Dr. İçağasıoğlu, halk arasında bu durumun göz tansiyonu olarak adlandırıldığını belirtti. Hastalığın genellikle sinsi bir şekilde ilerlediğini ve erken dönemde fark edilmeyebileceğini ifade ederek, glokomun bu nedenle ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak tanımlandığını söyledi.
’’Görme kaybı geri döndürülemez’’
Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini açıklayan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu şekilde özetledi:
"Glokom, başlangıçta çevresel görmeyi etkiler. İlk etapta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark edemez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri aşamada tünel görme ortaya çıkabilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri getirilemez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır."
Göz içi basıncındaki dalgalanmaların hastalıkta önemli bir rol oynadığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içindeki dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırabilir. Bu nedenle düzenli damla kullanımı ve takibi hayati öneme sahiptir" dedi.
’’Düzenli takip kritik önemde’’
Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük bir önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların genellikle kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiklerini ifade etti. "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz bir şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu.
’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’
Glokomda erken tanının görmenin korunmasındaki en önemli faktör olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerin riskleri daha yüksektir. Bu nedenle bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi.
’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’
Göz sağlığının günlük yaşam alışkanlıklarından etkilendiğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam tarzı önerilerini şöyle sıraladı:
"Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı alımını gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin bir beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur."
’’Bebeklerde de görülebiliyor’’
Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi:
"Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapılar gelişimsel bozukluk gösterir. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem de gözlemlenebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması önemlidir."
Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahaleler ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı hale gelir" dedi.
Dünya Glokom Haftası mesajı
Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı:
"Glokom sessiz bir şekilde ilerleyen bir hastalıktır ve belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemler arasında yer alır. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşır."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!