İran ve Orta Doğu'nun Geleceği: Savaş Sonrası Olası Senaryolar
İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın dokuzuncu gününde, farklı senaryolar gündemde. Rejimin geleceğinden bölgesel kaosa kadar olası senaryolar değerlendiriliyor.
İran, ABD ve İsrail arasındaki çatışmalar, dokuz gün boyunca yoğun bir şekilde devam ediyor. İran'da dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in vefatının ardından, halkın tepkileri farklılık gösterdi. Bazı İranlılar bu gelişmeyi kutlarken, bazıları için Hamaney’in ölümü trajik bir olay olarak değerlendirildi ve sokaklarda protestolar düzenlendi.
ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırıları sonucunda, İran hükümetinden önemli isimler ve çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İran ise bu saldırılara karşılık vererek bölgede ABD ve İsrail’e ait hedeflere saldırılar düzenledi. Çatışmaların ilk haftasında yarım düzineden fazla ülke bu durumdan doğrudan etkilendi.
The New York Times tarafından yapılan bir analize göre, bu gelişmeler yaklaşık 100 milyon İranlının geleceğini belirsizleştiriyor. Savaşın ne zaman sona ereceği ve sonrasında nasıl bir yönetim şeklinin ortaya çıkacağı henüz bilinmiyor.
Bu belirsizlik ortamında, NYT'den altı farklı yazar, olası senaryoları değerlendirdi.

1- Rejimin Devamı Mümkün
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran'a yönelik politikasının temelinde, Tahran’daki rejimin çökme noktasında olduğu varsayımı yatıyordu. Trump yönetimi, İran liderlerinin müzakere masasına oturmalarını istedi, aksi halde savaşla karşılaşacaklarını belirtti.
Ancak, ABD ve İsrail’in başlattığı savaşın bir hafta sonrasında, Hamaney dahil birçok üst düzey yetkilinin ölümüne rağmen rejim hala kontrolü elinde tutuyor gibi görünüyor.
Anketler, rejimin İran toplumunun büyük bir kısmı tarafından sevilmediğini gösterse de, sistem hala milyonlarca destekçiye sahip. 1979 yılında kurulan Devrim Muhafızları, devrimi koruma amacıyla oluşturuldu ve devletin siyasi ve güvenlik yapısı çok sayıda alternatif liderle desteklenmiş durumda.
Haziran ayındaki saldırıların ardından Hamaney, askeri operasyonlardan geri çekildi ve birçok önemli görev için yedek isimler atandı. Eyalet valilerine olağanüstü yetkiler verildi ve yerel askeri komutanlar, Tahran’dan onay beklemeden karar alabilir hale geldi.
Habere göre, ABD-İsrail bombardımanının sivil kayıplara yol açması, İran’da milliyetçi duyguları güçlendirebilir ve halkın rejim etrafında birleşmesine yol açabilir.

2 - Ordu Kontrolü Alabilir
Habere göre, şu anda İran’da iktidarı ele geçirme potansiyeline sahip olan en güçlü yapı, Devrim Muhafızları. Hamaney, bu kurumu sadece koruma gücü olarak değil, devletin temel direği olarak kullandı. Devrim Muhafızları, sadece askeri bir yapı değil, aynı zamanda ekonomik holdinglere, istihbarat ağlarına ve geniş bir medya gücüne sahip.
Savaşın sonunda kimin ayakta kalacağı belirleyici olacak. Eğer İran'ın resmi kurumları ayakta kalırsa yeni bir dini lider seçilecektir; ancak bu kişinin Hamaney kadar güçlü olması beklenmiyor. Bu durumda Devrim Muhafızları perde arkasında gerçek iktidarı elinde tutabilir.
Böyle bir senaryoda İran’da güç, devlet yönetiminde deneyimli eski Devrim Muhafızları mensuplarına kayabilir. Öne çıkabilecek isimler arasında Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani veya Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf yer alabilir.
Ancak, ABD ve İsrail rejimin üst kadrolarını daha da zayıflatırsa, başka bir senaryo ortaya çıkabilir: güçlü bir askeri liderin ortaya çıkması. Bu duruma 'Bonapart senaryosu' deniyor.
Habere göre, böyle bir lider İran'da siyasi kontrolü sıkılaştırırken ekonomiyi kısmen liberalleştirebilir ve dış ilişkileri düzeltmeye çalışabilir.
Daha tehlikeli bir ihtimal ise, Devrim Muhafızları içinde liderlik boşluğu oluşmasıdır. Bu durumda farklı gruplar arasında bir güç mücadelesi başlayabilir ve ülke Libya veya Sudan benzeri bir iç çatışma sürecine sürüklenebilir.
3 - 'Tarihi Bir Fırsat Kaçabilir'
NYT'nin analizine göre, ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş, uzun yıllardır siyasi değişim isteyen bir kesim İranlı için tarihi bir fırsat olarak görülebilir. Hamaney’in öldürülmesi ve rejimin askerî baskı altında olması, birçok kişi tarafından bir 'dönüm noktası' olarak değerlendiriliyor.
Ancak Trump yönetiminin zamanlaması, belirsiz hedefleri ve askeri güce aşırı bağımlılığı, İran halkını zor bir duruma sokmuş olabilir.
4 - 'Monarşi Hayalleri'
İran’ın modern tarihi, büyük ölçüde yabancı müdahalelerle şekillendi. Bu durum, İran toplumunda derin bir güvensizlik yarattı.
Habere göre, ABD veya İsrail desteğiyle iktidara gelen herhangi bir liderin meşruiyet kazanması son derece zor olacaktır.
Bazı çevreler, 1979’da devrilen şahın oğlu Rıza Pehlevi’nin iktidara dönebileceğini düşünüyor. Ancak birçok İranlı, onu gerçekçi bir lider olarak görmüyor.
1953 yılında ABD ve İngiltere’nin düzenlediği darbe sonucu Başbakan Muhammed Musaddık devrilmiş ve Şah yeniden iktidara getirilmişti. Bu olay, İran toplumunda derin bir iz bıraktı.
Bu nedenle, bugün yabancı askeri güçlerin desteğiyle iktidara gelecek herhangi bir lider, benzer bir meşruiyet krizine yol açabilir.
5 - Bölgesel Kaos Riski
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Washington’un İran’da uzun süreli bir savaşa saplanmak istemediğini söyledi. Habere göre, İran’ın çökmesi durumunda, sonuçları bölge için son derece tehlikeli olabilir.
Suriye, Libya ve Irak’ın parçalanması, bölgede mülteci krizleri, terör örgütleri ve silah kaçakçılığına yol açtı. İran gibi büyük bir ülkenin çökmesi ise çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir.
İran’ın nükleer, füze ve insansız hava aracı teknolojileri, farklı grupların eline geçebilir. Ayrıca 90 milyonluk nüfusa sahip bir ülkede devlet otoritesinin çökmesi, büyük bir göç dalgasına yol açabilir.

6 - İranlılar Kendi Geleceğini Belirleyebilir
Habere göre, son yıllarda ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve sosyal huzursuzluk rejimi ciddi şekilde zayıflattı. Savaş başlamadan önce bile İran’ın siyasi bir dönüşüm sürecine gireceği düşünülüyordu.
Sendikalar, öğrenciler ve sivil toplum örgütleri, siyasi tutukluların serbest bırakılmasını ve özgür seçimlerin yapılmasını talep ediyor.
Habere göre, Hamaney sonrası oluşan 'güç boşluğu', bazı askeri ve güvenlik çevrelerini daha az baskıcı bir geçiş yönetimini desteklemeye yöneltebilir.
Ancak, böyle bir sürecin gerçekleşmesi için savaşın sona ermesi ve İranlıların kendi geleceklerini dış müdahale olmadan belirleyebilmeleri gerekiyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: İran-ABD-İsrail savaşı dokuzuncu gününde! Tahran'dan art arda 2 dalga füze fırlatıldı: Tel Aviv'de sirenler çalıyor. Haberi Görüntüle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: ABD'nin masasında İran için 'iki seçenekli' gizli plan! 450 kilogramlık tehdit: 'Birilerinin gidip onu alması gerekecek'. Haberi Görüntüle
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!