İsrail ve İran Arasında Patlak Veren Kriz: ABD ve Çin'in Rolü
İsrail ve İran arasında yaşanan son gelişmeler, Çin ve ABD'nin bölgedeki rollerini de ortaya koyuyor. İsrail'in saldırıları ve Çin'in tahliye çağrıları dikkat çekiyor.
BATIKAN ALTAŞ / MİLLİYET.COM.TR - Tahran'da dün sabah saatlerinde büyük bir gürültüyle patlamalar gerçekleşti. Bu saldırılar, İran'ın birçok bölgesine yayıldı. İran'ın yarı resmi haber ajansı Mehr'in haberine göre, patlamalar Tahran, Elburz, İsfahan, Kirmanşah, Loristan, Huzistan, Kum, İlam ve Sistan-Beluçistan eyaletlerinde duyuldu.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bu olaylarla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "İsrail, kendi güvenliğini sağlamak için İran'a karşı önleyici bir harekât başlatmıştır," dedi ve ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edildiğini duyurdu.
İsrail'in bu hamlesi, Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan'a göre aniden ortaya çıkmış bir durum değil; aksine uzun süredir biriken bir stratejik gerilimin beklenen sonucuydu. ABD'nin bölgede artan askeri varlığı ve diplomatik girişimlerin daha çok çatışma maliyetlerini yönetmeye yönelik olduğu, Çin'in tahliye çağrılarıyla birlikte kriz boyutunun küresel ölçekte olduğunu gözler önüne seriyor.

İSRAİL’İN İLK HAMLESİ NE ANLAMA GELİYOR?
Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, Milliyet.com.tr'ye yaptığı değerlendirmede, uluslararası siyasette bazı olayların tek başına olağan krizler gibi görünebileceğini ancak belirli olaylar zincirleme bir şekilde geliştiğinde, durumun artık bir gerilimden çok sistemik bir tırmanışa dönüştüğünü söyledi. Şu an Ortadoğu'da yaşananlar tam da bu durumu yansıtıyor.
İsrail'in İran'a yönelik son saldırısı, yüzeyde ani bir askeri operasyon olarak sunulsa da, aslında uzun süredir biriken stratejik basıncın kaçınılmaz bir sonucu. 12 Gün Savaşı'nda olduğu gibi İsrail'in bu ilk hamlesi, sahada değil, tehdit algısının zamanlamasında belirlenen bir savaş mantığını gösteriyor. Çünkü uluslararası siyasette güç birikimi zirveye ulaştığında, saldırı çoğu zaman sadece bir zaman meselesi haline gelir.
‘SAHNEDE BİR TÜFEK VARSA, O TÜFEK PATLAMAK İÇİN ORADADIR’
Her zaman söylediğim gibi, sahnede bir tüfek varsa, o tüfek patlamak için oradadır. Bugün yaşananlar tam olarak bu durumu yansıtıyor. Öte yandan, dikkat çeken bir başka konu, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgede yaptığı askeri yığınak, 2003 Irak müdahalesinden bu yana en büyük güç konuşlanmalarından biri. Böylesi bir askeri yoğunlaşma varken diplomatik görüşmelerin devam etmesi, barış arayışından çok çatışmanın kontrol altına alınması çabasını gösteriyor.
'SADECE ORTADOĞU MESELESİ DEĞİL'
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakerelerin sürdüğü sık sık dile getiriliyor. Ancak tarihsel olarak, dolaylı görüşmeler nadiren gerçek bir uzlaşı sağlar. Bu tür kanallar genellikle çatışmayı önlemekten çok, çatışmanın maliyetini yönetmek için kullanılır.
Bir diğer dikkat çekici unsur ise İsrail Başbakanı'nın önce Washington'da ABD yönetimiyle, ardından Hindistan ile görüşmesi. Bu temaslar, İran krizinin yalnızca Orta Doğu ile sınırlı olmadığını, Hint Okyanusu'ndan Güney Asya'ya kadar geniş bir güvenlik kuşağının parçası olduğunu gösteriyor.
'EN DİKKAT ÇEKİCİ BULDUĞUM UNSUR...'
Son gelişmeler arasında en dikkat çekici olanı, Batılı ülkeler yerine Çin'in İran'daki vatandaşlarını tahliye çağrısı yapmasıydı. Batılı ülkelerin böyle bir uyarı yapması beklenebilirdi çünkü zaten İran'la gerilimli bir ilişkileri var ve risk hesaplamaları buna göre yapılır. Ancak Çin'in aynı şekilde bir çağrıda bulunması farklı bir anlam taşıyor.

‘SİCCİL’LER KULLANILIRSA ABD VE İSRAİL SİSTEMLERİ KIRILABİLİR’
Orta Doğu Araştırmacısı ve Politika Analisti Levent Kemal de durumu değerlendirdi. Kemal, Devrim Muhafızları danışmanı Cebari'nin 'daha önce görülmemiş silahlarla tanışacaksınız' uyarısı hakkında, "Bu söylem, aslında bir politik mesaj ve tırmanış göstergesidir. Yüksek teknoloji füzeler ellerinde olsa bile, savunma sistemleri çöktüğü için ateşleme sırasında İran bataryaları açık hedef haline geliyor. Şimdiye kadar yeni bir şey görmedik. Eğer İran siccil ve diğer füzelerini kullanırsa, ABD ve İsrail sistemlerini kırabilir, ancak bunun askeri ve politik sonuçlarını kaldırabilecek durumda değil," dedi.
İran'ın ABD üslerine saldırısıyla ilgili olarak ise, "Körfez ülkelerinin güvenliği bir vasal sistemle yönetiliyor. ABD üsleri, bu ülkelerin koruma şemsiyesine bağımlı. Ancak ABD ile olan anlaşmalarını askıya almaları şu an için mümkün değil," yorumunda bulundu.
‘SAVAŞIN UZUN SÜRMESİ ABD İÇİN BÜYÜK BİR MALİYET’
Kemal, "Her iki taraf için de uzun sürecek bir çatışma mümkün değil. Her iki tarafın da envanter sıkıntıları var. ABD için bu durumun aylarca sürmesi büyük bir maliyet anlamına gelir. Şu an ABD'nin savaş maliyeti günlük en az 1 milyar dolara ulaşmış durumda. Ancak bu çatışma aralıklarla haftalarca sürebilir ve bu bir yıpratma dönemi olarak değerlendirilebilir. Bu, bilinen çatışma türlerinin ötesinde bir forma bürünmeye eğilimli bir çatışma," dedi.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRHamaney'in ölümü sonrası füzeler peş peşe ateşleniyor! İsrail ve ABD'den İran'a yeni saldırı dalgası: Tahran'da şiddetli patlamalarHaberi Görüntüle
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRPakistan'da ABD Konsolosluğu'na saldırı! Çok sayıda ölü ve yaralı varHaberi Görüntüle
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!