Makine Sektörü 2023'e Güçlü İhracatla Başladı
Makine ihracatı, ocak ayında yıllık bazda yüzde 3,3 artış göstererek 2,2 milyar dolara ulaştı. Sektör, AB ile entegrasyon ve maliyet kontrolü konularına odaklanıyor.
Makine İhracatçıları Birliği'nin (MAİB) açıkladığı verilere göre, makine imalat sanayisi, serbest bölgeler dahil edildiğinde ocak ayında yıllık bazda yüzde 3,3 artış göstererek 2,2 milyar dolarlık ihracata ulaştı.
Geçen ay makine ihracatı miktar olarak yüzde 13,8 azalmasına rağmen, kilogram başına ortalama ihracat fiyatının 8,9 dolara yükselmesiyle gelirde artış gerçekleşti. Ocak ayındaki bu artışla beraber yıllıklandırılmış makine ihracatı 29 milyar dolar seviyesine yaklaştı.
Ocak ayında en fazla ihracat, yüzde 12,2 artışla 283 milyon dolara ulaşan Almanya'ya yapıldı. ABD'ye ihracat yüzde 66,9 artışla 183 milyon dolara çıkarken, İtalya'ya yapılan ihracat 100 milyon doları aştı. Buna karşılık, Irak ve Rusya pazarlarında sırasıyla yüzde 40 ve yüzde 36,5 düşüş yaşandı.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Bankada parası olanlar dikkat! Faizde ibre değişti: İşte son oranlar Haberi Görüntüle
Alt sektörler arasında en yüksek ihracat artışı, yüzde 77,6 ile turbojet ve hidrolik silindir alanında kaydedildi. Bunu yüzde 12,6 ile inşaat ve iş makineleri, yüzde 11,6 ile pompa ve kompresörler, yüzde 8,5 ile içten yanmalı motorlar ve aksamları izledi. "Takım tezgahları" ve "yük kaldırma, taşıma ve istifleme makineleri" ise ihracatın oransal olarak en fazla düştüğü kategoriler oldu.
"Made with EU' Vurgusuyla Desteklenmeliyiz"
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, ihracat verileri ve sektördeki gelişmeler hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ticaretin artan tarifeler, politik belirsizlikler ve sıkılaşan düzenlemeler nedeniyle bu yıl da baskı altında kalacağını belirtti.
Karavelioğlu, yatırım mallarına yönelik global talebin daha temkinli bir seyir izlediğini ve böyle bir ortamda finansman olanaklarının, pazar erişiminin, teknik mevzuat uyumunun ve tedarik güvenliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğine dikkat çekti.
Karavelioğlu, "daralan talebe uyum sağlamanın" değil, "yeniden şekillenen ticaret mimarisinde kalıcı ve güvenilir bir konum elde etmenin" öncelikli olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği'ndeki "kamu alımı ve desteklerinde AB menşeli ürünlerin ve düşük karbon kriterlerinin" Türk makine sektörüne etkilerinin önemine değindi.
AB'nin "Made in EU" yaklaşımına kendi içinden gelen itirazları anlatan Karavelioğlu, "Made in EU" yerine "Made with EU" vurgusu yapan çevrelerin Avrupa sanayisinin uluslararası entegrasyonunun zayıflatılmaması gerektiğini savunduğunu, bu nedenle bu yaklaşıma destek olmamız gerektiğini söyledi.
"Maliyet Kontrolü Türkiye Olmadan Sağlanamaz"
Karavelioğlu, AB'nin son dönemde üçüncü ülkelerle imzaladığı ticaret anlaşmalarının Türk üreticilere olası etkilerine de değinerek, "Türkiye'nin Gümrük Birliği ortağı olarak bu anlaşmalara dahil edilmesi gerektiği konusunda diplomatik ve teknik girişimlerin çok değerli olduğunu" belirtti.
Tek pazarın derinleştirilmesi hedefi konuşulurken, AB ile üretim, yatırım ve standartlar düzleminde bu kadar iç içe geçmiş bir ortağın dışlanmasının mantıklı bir tercih olmadığını vurgulayan Karavelioğlu, "Rekabetçiliğin bir ayağı korumacılıksa diğer ayağı maliyet kontrolüdür ve bu denge Türkiye dahil edilmeden sağlanamaz." dedi.
Karavelioğlu, küresel imalat PMI verilerindeki toparlanmanın kırılgan olmasına rağmen bazı bölgelerde yön değiştirme işaretleri verdiğini belirtti. Almanya'da özellikle otomotiv ve makine sektörlerindeki toparlanmanın bölgede uzun süredir devam eden daralmanın sona erebileceğine dair olumlu sinyaller sunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin bu süreçte atması gereken adımlar hakkında Karavelioğlu, "Avrupa ile derin entegrasyonun sağladığı üretim kapasitesini yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla güçlendirmek ve Gümrük Birliği'ni pazar erişimi ve eşit rekabet koşulları temelinde güncellemek" gerektiğini vurguladı. "Amaç dışarda kalmamak değil, masada karar verici olmak olmalıdır." diye ekledi.
"Kullanılmayan Kapasitemizi Ekonomiye Kazandırmalıyız"
MAİB Başkanı Karavelioğlu, Türk makine sanayisinde maliyet baskısının genel imalat ortalamasının üzerinde olduğunu ve üretimde kapasite kullanımında düşüş yaşandığını belirtti.
Dünya genelinde birçok ülkenin iç pazarlarını güçlendirmek için önlemler aldığını belirten Karavelioğlu, bu süreçte Türkiye'nin makine ithalatının arttığını vurguladı.
Karavelioğlu, "Kullanılmayan üçte birlik kapasitemizi ekonomiye kazandırmak için her türlü politika aracını kullanmayı gerekli ve meşru görüyoruz. İlave gümrük vergilerimizin seviyelerinin düşüklüğünü mütekabiliyet ekseninde tartıştığımız yılların sonuna geldik." şeklinde konuştu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!